Hipofiz Nedir ?

Kortizol Hormonumuza dikkat edelim

Az önce sırasıyla bir kaç ameliyat izledim. Her görüntüde Allahın bizleri nasıl kusursuz yarattığı ve insanoğlunun bile o kadar çabalamasına rağmen hâla çözemediği bir çok şey var . En basitinden doktorlar sadece bir alanda istisaslaşabiliyorlar , dahiliye bile kendi içinde cerrahlarıyla ayrılıyor değişik dallara , Ama öyle büyük bir nimete sahibiz ki gelin şimdi buradan bir yazı ile başlayarak devam edelim .. Gecenin bu saatinde fazla uzatmak istemiyorum , yazıyıda okumayı pek halk olarak sevmeyiz ama siz bilirisiniz , yazması benden okuması sizden

Kemal Sayar Stres çemberi

Stresle başa çıkmaya çalışan insanlara ilk önerimiz stres çemberini kırmalarıdır. Her zaman başımıza her çeşit olay gelebilir. Planlarımız umduğumuz gibi gitmeyebilir, ilişkilerle ilgili sorunlarımız olabilir, araba kazası geçirebilir, ekonomik zorluklarla karşılaşabiliriz. Çok çalışıyor olabilir, çocuklarla sorun yaşıyor olabilir ya da sürekli ”hızlı, daha hızlı” diyen rekabetçi ve yarışmacı bir toplulukta yaşıyor olabiliriz. Tüm bunlar stres etkenleridir ve stres hormonu kortizol seviyesini yükseltir, nörotransmitter seviyesini azaltırlar. Kortizol seviyesi arttıkça daha olumsuz düşünür, daha yorgun olur, daha fazla strese gireriz.

beyin

Kortizol hormonu; ağrı, kaza, acı, yaralanma, enfeksiyon, aşırı sıcak, aşırı soğuk, alerji, oksijensiz kalmak, açlık, ateş yükselten faktörler gibi durumlara karşı insan bedeni içinde, birçok farklı cephede, insan için savaş verir.

Kortizol hormonunun insan vücudunda o kadar çeşitli görevleri vardır ki, bu hormonu incelemeye başlamadan önce bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz: Okumaya devam edin

Kalem Güzeli

Kalem Güzeli ” Türk Hat sanatı ve geleneksel Türk islam sanatları” üzerine kaynak eserler

İndir

Abdestteki Muhteşem Sır

“Ey iman edenler! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarinizi yıkayın.”
abdest
”Ey iman edenler! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarinizi yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice temizlenin. Hasta yahut yolculuk halinde iseniz, yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin: yüzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin. Allah size zorluk çıkarmak istemez. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredersiniz.”

* Günlük hayatımızda, ellerimizin dokunmadığı yer, kapmadığı mikrop kalmıyor. İşte abdest alırken, el, yüz ve ayakları yıkamak, cilt hastalıkları ve iltihapları için en güzel bir korunmadır.

* Solunum sistemimizin bekçiliğini yapan burnu yıkamakla, toz ve mikrop yığınlarının vücuda girmeleri önlenmiş olmaktadır. Okumaya devam edin

Bereket ve Bereketsizlik

Sual: Bereket, bereketsizlik ne demektir?

CEVAP
Bereket, az malın çok faydası olmak, çok işe yaramak demektir. Az bir mal, bereketli olunca, çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi işlerin yapılmasına yarar. Bereketli olmayan çok mal vardır ki, sahibinin dünyada ve ahirette felaketine sebep olur. O halde malın çok olmasını değil, bereketli olmasını istemelidir! Okumaya devam edin

Apartmana Hayır


APARTMANA NİÇİN HAYIR?

Apartmanlar yaklaşık 100 yıldır yavaşça ve seyrekçe, fakat son 50 yıldır hızlıca tek yapılaşma modeli olarak hayatımıza girmiştir. Bu kadar yaygınlaşma, aradan yarım asır geçmesine ve toplumsal tecrübe yaşanmasına rağmen ne yazık ki apartmanların fert ve toplum hayatımıza etkileri konusunda çalışmalar yapılmamıştır. Bu konuda sessizliğe hatta suskunluğa bakılırsa halkın apartmanları benimsediği ve kabul ettiği anlaşılabilir. Çünkü susmak kabul manasına gelir. Ancak 20 yıldır konuyu didikleyen biri olarak farklı gözlemlere sahibim. Apartmanlarda yaşayanlar arasında orta yaş ve üzerinde olanlarda memnuniyetsizlik ve şikâyetler had safhada iken, genç yaş ve çocuklarda ise bir şikâyet görülmemektedir. Okumaya devam edin

Cağaloğlu, Fatih

İstanbul Fatih ilçesi sınırlar içinde bulunan tarihi semt.

Cağaloğlu, Evliya Çelebi’nin belirttiğine göre, Osmanlı Dönemi’nde Ekabir Sarayları’nın bulunduğu bir semtti. Bunda semtin saraya yakın oluşunun önemli payı olmalıdır. 16. yüzyılın son Okumaya devam edin

2012 yakında …

Maya takvimine göre Dünya´ta 12 Aralık 2012 tarihinde dev bir göktaşı çarpacak. Dünyanın her yerini etliyecek iklim değişimleri, seller olacak. İnsan ırkı hayatta kalamayacak.

Independence Day ve Day After Tomorrow filmlerinden tanıdığımız Roland Emmerich’in yeni filmi “2012” yakında tüm dünyada vizyona girecek.

“Yarından Sonra” (Day After Tomorrow) filmi ile küresel ısınmanın yaratacağı olumsuz sonuçları ve buzul çağına girişi konu alan yönetmen, bu sefer Maya’ların Uzun Hesabına göre 21 Aralık (bazı hesaplara göre 22 veya 23 Aralık) 2012 tarihinde büyük felaketlerle insan çağının sona ereceği inancını ele alıyor…

Kaçış Nereye

Kıyametle ilgili ayetler

Yaşamınızı yönlendiren kişilere, olaylara şöyle bir göz atın. Bir yerlere ulaşmak için uğraşıyor, “yaşam mücadelesi” içinde bir yer almaya çalışıyorsunuz. Hayatınızdaki pek çok şeye yoğun bir dikkat veriyor, bu konular üzerinde derin derin düşünüyorsunuz. Ama yaşamınız boyunca tereddüt etmeden düşünmekten kaçındığınız konular da var. Üstelik, çevrenizdeki pek çok kişi de sizinle aynı fikirde. Konuşulmaması ve üzerinde düşünülmemesi gereken konuları çok iyi biliyorlar. Ölüm bunlardan bir tanesi, belki de en önemlisi. Ölüm çözüm getiremedikleri bir “son”dur onlara göre. Okumaya devam edin

Yüzünüz gülsün yahu!

stres
Stres merkezli birkaç yazı yazdım. Zaman zaman yazmaya devam edeceğim bu konuyu. Aslında böyle bir konu üzerinde yazı yazmama sebep olan iki gerçek var.
Birincisi öğrencilerim…
Sınavlar yaklaştıkça bir tedirginlik başlıyor. Sadece öğrencilerde değil ailelerinde de aynı tedirginlik var.
Stres konusunu işlememin tek nedeni öğrencilerim değil elbet. En ufak sıkıntı karşısında ilaç kullanmaya başlayan insanların sayısının çoğalmış olduğunu bildiğim için bu ve benzeri yazılar yazmaya başladım.
Avrupa’da ilaçla tedavi olan, ilaçla ayakta duran, depresyon ilaçlarını peynir ekmek gibi tüketen binlerce insan olduğunu biliyorum. ABD halkının neredeyse %70’nin “depresyon” ilacı kullandığını okuduğum zaman şaşırmıştım. “Bu kadar da olmaz!” dedirtecek bir rakam.
Beni daha çok şaşırtan ise bizim insanlarımızın, özellikle de dindar insanların, bu kadar ilaç tüketmeye başlamış olmasıdır.
Dindar insanlar strese giremez mi?
Dindar insan üzülmez mi?
Dindar insan ağlamaz mı?
Dindar insanın derdi yok mu? Okumaya devam edin