Bir Fısıltı Ve O İsim “Tarık Bin Ziyad ” Gemileri Yakmak”


Tarık Bin Ziyad 1300 yıl önce İspanya’ya ayak bastığında arkasında kendini dünyaya bağlayan şeyleri ortadan kaldırıp, İspanya’nın fethini müyesser kılmak için gemileri yaktırmıştı. O günkü İslam orduları hızla ilerleyerek kısa bir süre sonra Prene dağlarına varmıştı. Eğer o gün Prene dağları aşılmış olsaydı bu gün Avrupa’nın bir İslam kıtası halini alması çok kuvvetle muhtemeldi. O günlerden bize en büyük miras, adını Tarık Bin Ziyad’tan alan “Cebel-i Tarık (Tarık Dağı)” ile “gemileri yakmak” deyimi kaldı. O günden bu güne “gemileri yakmak” deyimi azmi, gayreti ve hedefe ulaşmaktaki samimiyeti anlatmak için kullanılıyor.


Aradan 1300 yıl geçti. Tarık Bin Ziyad’ın torunları bu gün dedelerinin yapamadığını yapmak için başta Fransa olmak üzere Avrupa içlerine doğru ilerliyor. Bu gün istedikleri güç ve kuvvetten yoksun bile olsalar 12 milyon Müslüman nüfus ciddi bir alternatif olarak Batı dünyasının karşısında duruyor.

O gün gemiler Tarık’ındı ve Tarık dağlara adını vermek için o odundan gemileri yaktı.
Bu gün Mağripli çocukların yaktıkları araçlar onların değil.
Onlar arabaların üretildiği yerlerde bir köle gibi çalıştılar.
Onlar kapitalizmin ve emperyalizmin en büyük vasıtaları olan arabaları yakıyorlar.
Onlar arabaları yakarak Tarık’taki ruha ulaşmak ve Fransa’ya adlarını yazmak istiyorlar. Sadece vasıtalar farklı. Nasıl ki ‘Cebel-i Tarık’ Tarık Bin Ziyad ile anılıyorsa, Mağripli çocuklar da Fransa ile anılmak istiyorlar.

Tarık gemileri yakmıştı. İspanya’yı fethetmişti.
Fakat Prene dağlarını geçemediği için Fransa’yı fethedememişti.
Tarık dağı aşamadı; ama Mağripli çocuklar denizleri aştılar.
Durum onu gösteriyor ki artık o çocukların aşamayacağı şey yok.

Tarık gemileri hakikatte yaktırmamıştı.
Sadece akıllardaki gemileri yaktırmış ve kalbe, imana teslim olmuştu.
Ve aklı (gemi) kalbe (gemi yataklarına) bırakmıştı.
Gemi yatakları rüzgara ve akıntıya kapalı koy, tabii limanlardı.
Şimdi Mağripli çocuklar Tarık’ı gemici nuru olarak akıl ve kalblerine bayrak yapıyorlar ve gemileri bir daha asla yataklarına koymamak üzere yataklarından çıkarıyorlar.

Tarık, sabah yıldızı, venüs, zühre, Endülüs fatihi, fatih demektir.
Mağripli çocuklar Tarık’ı bir sabah yıldızı olarak yakalarına takıyorlar.
Mağribin çocukları için sabah olmak üzere.
Sabahın ne getireceğini şimdiden kestirmek zor.

Başa dönelim.
Tarık savaşı kazanmasaydı gemileri yaktığı için akılsızlıkla suçlanacaktı.
Muvaffak olduğu için herkes Tarık’ın makul davrandığını düşünüyor.

Gökten üç elma düşmüş.
Biri anlatana, biri dinleyene, Biride bu yazıyı yazana …….

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI

Yorum yapın