
Fatma Aliye Hanım (9 Ekim 1862 – 13 Temmuz 1936).
Fatma Aliye, 29 Ekim 1864’te İstanbul’da Vezneciler semtinde bir konakta dünyaya geldi.
Babası Osmanlı devletinin üst düzey yöneticisi, hukukçu ve tarihçi Ahmet Cevdet Paşa’dır. Babasının valilik görevi nedeniyle çocukluğunda Halep ve Yanya’da bulundu. Herhangi bir okula gitmedi.
Zaten o yıllarda ilk okul düzeyindeki mahalle mektepleri dışında kızların gideceği herhangi bir okul yoktu.
13 yaşına dek evde özel eğitim aldı. 1
879 yılında 17 yaşındayken Sultan Abdulhamit’in yaverlerinden Kolağası Mehmet Faik Bey’le evlendirildi. Faik Bey, bilgi ve kültür açısından Fatma Aliye’nin hayli gerisindeydi.
Hatice, Ayşe, Zübeyde ve İsmet isimli dört kız evladı oldu.
İmza: Bir Hanım
Fransızca’dan çevirdiği George Ohnet’nin Volonte adlı romanı 1889’da Meram adıyla yayınlandı. O dönemde edebiyatla uğraşmak kadınlar için pek de hoş karşılanmadığından, çeviriyi “Bir Hanım” imzasıyla yayınladı.
Bu çevirinin bir kadın tarafından yapılabileceğine kimse inanmak istemedi.
Fatma Aliye, uzun süre kimliğini açığa vurmadı, çeşitli makalelerinde imza olarak Mütercime-i Meram adını kullandı.
Kendi adını ilk kez 1892 yılında yayınlanan Muhadarat adlı romanda kullandı.
1895-1908 tarihleri arasında 12 yıl boyunca haftada iki kez yayınlanan
Hanımlara Mahsus Gazete isimli dergide baş muharrir olarak yazılar yazdı.
Aydın kişiliğiyle dönemindeki kadınlara örnek olduğu gibi, romanlarında tipleştirdiği kadın kahramanlarıyla ve çeşitli makaleleriyle kadınların dünyasını yansıttı, kadınların sorunlarının çözümüne çareler aradı.
Kadınların geçmişlerini, tarihlerini bilmemesini önemli bir sorun alanı olarak gördü. İslam Kadınları Adlı eserini, doğuda da kadınların önemli başarılara imza attıklarını göstermek için yazdı.
Tekkelere sığınan kadınlar
Kitabı için araştırma yaparken elde ettiği verilerden o ana kadar haberdar olmamak onu oldukça şaşırttı.
13. yüzyılda erkeklere eğitim veren 100’e yakın kadın profesör vardı.
Aynı şekilde kadınlar tekke şeyhesi olabiliyorlardı.
Bu tekkeler günümüzdeki kadın sığınaklarına benzer bir işlev görüyorlar, kocası tarafından kovulan, şiddet gören ya da herhangi bir şekilde aciz duruma düşen kadınları karşılık beklemeden barındırıyordu.
Fatma Aliye, 10 Ağustos 1893’te Şikago’daki Dünya Kadın Kütüphaneleri Sergisi’ne kendisi gitmese de, sergide ve kataloğunda biyografi ve eserleriyle yer aldı.
Yazarlığın yanı sıra dernekçilik de yapmıştır.
1897 yılında Yunan harbinde savaşta kimsesiz kalmış ailelere ve gazilere yardım amacıyla, Cemiyet-i İmdadiye adında Osmanlı’daki ilk kadın derneğini kurdu.
Hayatının son yıllarında eski ününü kaybetti.
Son yıllarını ekonomik sıkıntı ve hastalıklarla mücadele ederek geçirdi.
14 Temmuz 1936’da İstanbul’da öldü.

Bu kitap, üst üste binmiş arayışların kitabı.
Ben, Fatma Aliye’yi aradım.
Yaşadığı çağda, çağdaşlarından ve kendinden geriye kalan hayatlarda. O, mümin bir âlime olarak, muasır medeniyetlerde Osmanlı kadınına yer aradı. Romanlar yazdı.
Makaleler yazdı.
Mesajı kaleminden önde koştu.
İmparatorluktan geri kalan, harflerden de çekilirken, Fatma Aliye de kendi kaderine çekildi.
1926’dan, öldüğü tarih olan 1936’ya kadar evden kaçan kızını aradı.
Ulaşabildiği kızı değil, kızının tanassur edişinin hikâyesi oldu.
Yayın Yılı: 2007
352 sayfa
10 ytl alabilirniz ..
[Terâcim-i Âhvâl-i Felâsife] Fatma Aliye
Sağtuş / Hedefi Farklı kaydet / Pdf dosyası olarak pcniz inecektir.
Fatma Aliye & Udi / School of Languages – Sabancı University





